İçeriğe atla
Yazı 25/27

Çalışırken kişisel marka kurulur mu?

Tam zamanlı bir işin var, mesai bitince eve geliyorsun ve kişisel marka kurmak istiyorsun. Aklındaki ilk soru genelde ikisinden biri: "buna vaktim var mı" ya da "şirketim ne der". İkisi de meşru sorular ve ikisinin de pratik cevabı var. Bu yazı, çalışırken kişisel marka kurmanın gerçekçi tarafını anlatıyor: ne kadar zaman gerekir, hangi sınırlara dikkat edilir ve bu iş neden aslında en avantajlı dönemde yapılır.

Kısa cevap

Kişisel markanın en rahat kurulduğu dönem, maaşın yattığı dönemdir: gelir baskısı yokken deneme yapma lüksün olur ve sahadan gelen taze örneklerin vardır. Gerçekçi tempo haftada üç saat ve haftada iki içeriktir. Üç sınıra dikkat edilir: şirket verisi paylaşılmaz, iş sözleşmesi okunur, üretim mesai saatlerine taşınmaz.

Çalışırken kurmak neden avantajlı?

Yaygın sanı, kişisel markanın ancak kendi işini kurunca gerekli olduğudur. Tersi doğrudur: en rahat kurulduğu dönem, maaşın yattığı dönemdir. Gelir baskısı yokken içerik üretmek serbestleştirir; her paylaşımın müşteri getirmesi gerekmez, deneme yapma lüksün olur. Ayrıca sahadan gelen taze örneklerin vardır. Aktif çalışan birinin anlattığı iş hikâyesi, teoriden konuşan bir metinden daha inandırıcıdır.

İkinci avantaj zamanlamadır. Görünürlük birikimli çalışır; bugün başlarsan bir yıl sonra kurulmuş bir çevre bulursun. İhtiyacın olduğu gün başlarsan, ihtiyacın olduğu gün sıfırdasın demektir.

Gerçekçi zaman: haftada üç saat

Sık düşülen hata, işi bırakan biriyle aynı tempoyu hedeflemektir. Çalışırken kurulacak düzen haftada üç saati geçmemelidir, yoksa iki hafta içinde tükenir. Bu üç saat şöyle bölünür: bir saat fikir toplama ve seçim, bir buçuk saat üretim, yarım saat yorum ve mesajlara dönüş.

Bu tempo günde bir paylaşım anlamına gelmez; haftada iki içerik gayet yeterlidir. Devamlılık sıklıktan önemlidir. Haftada iki içeriği bir yıl sürdüren kişi, ilk ay her gün paylaşıp sonra susan kişinin çok ilerisindedir. Tempoyu takvime bağlamanın yolunu içerik takvimi yazısında anlattık.

İşyeriyle ilgili sınırlar

Bu konuda net olmakta fayda var: içerik üretirken üç şeye dikkat edilir. Birincisi gizlilik; şirketin müşteri bilgileri, iç verileri ve paylaşılmamış projeleri içerik malzemesi değildir. İkincisi sözleşmen; bazı iş sözleşmelerinde yan faaliyet ve temsil konusunda maddeler bulunur, bir kez okumak gerekir. Üçüncüsü ise mesai; içerik üretimini iş saatlerine taşımamak hem doğru hem güvenlidir.

Bu üç sınırın dışında anlatacak çok şey kalır: mesleğinin genel bilgisi, kendi öğrenme sürecin, sektörel yorumların, okuduğun kaynaklar. Kişisel marka, işvereninin işini anlatmak değildir; senin bakış açını anlatmaktır.

Kurumsal kimlikle kişisel kimliği ayırmak

İyi bir denge şudur: unvanını künyende belirt, ama içeriğini unvanının değil kendi görüşünün üzerine kur. "Şirketimde şunu yaptık" yerine "bu işte şunu öğrendim" demek hem sınırları korur hem içeriği taşınabilir kılar. Bir gün iş değiştirdiğinde birikimin seninle gelir, şirkette kalmaz. Konumunu netleştirmek için kişisel marka nedir yazısı iyi bir başlangıçtır.

Akşam saatlerini yaşanabilir kılmak

Çalışırken üretmenin asıl düşmanı yorgunluktur. Mesai bitiminde beyin yeni bir şey yaratacak durumda olmayabilir; bu yüzden üretimi tek bir akşama yığmak yerine parçalara bölmek işe yarar. Yaygın ve işleyen bölüşüm şudur: fikirler gün içinde telefona düşülür, taslak bir akşam yazılır, düzelti ve yayın başka bir akşamda yapılır. Aynı işi üç parçaya bölmek toplam süreyi uzatmaz ama her parçayı yapılabilir kılar.

İkinci pratik ayar sabit bir gün seçmektir. "Vakit buldukça" diye kurulan düzenler ilk yoğun haftada durur; "salı ve perşembe akşamı" diye kurulanlar aylarca sürer. Kararı enerjiye değil takvime bağlamak, çalışırken üretmenin en belirleyici kuralıdır.

21 günlük yoğunlaştırma neden işe yarıyor?

Çalışırken en zor olan şey başlangıçtır: profil, konum ve ilk içerikler aynı anda kurulmalıdır ve bu dağınık akşamlarla aylara yayılır. Kampın 21 günlük kurgusu tam bu yükü sıkıştırmak içindir; oturumlar akşam saatlerinde, görevler günde yarım saatte biter. Kimlerin bu tempoya uyduğunu kimler katılmalı yazısında tek tek yazdık.

Sık sorulan sorular

Çalışırken içerik üretmek için ne kadar zaman gerekir?

Haftada üç saat yeterlidir ve bunu aşmamak gerekir, yoksa iki hafta içinde tükenir. Bölüşüm şöyledir: bir saat fikir toplama ve seçim, bir buçuk saat üretim, yarım saat yorum ve mesajlara dönüş. Haftada iki içerik gayet yeterli bir tempodur.

Şirketim içerik üretmemi sorun eder mi?

Üç sınıra uyduğunda genellikle etmez: şirketin müşteri bilgilerini ve iç verilerini konu etme, iş sözleşmendeki yan faaliyet maddelerini bir kez oku ve üretimi mesai saatlerine taşıma. Bu sınırların dışında mesleki bilgi ve kendi bakış açın serbesttir.

İş değiştirirsem ürettiğim içerikler boşa mı gider?

Hayır, eğer içeriği unvanının değil kendi görüşünün üzerine kurduysan. 'Şirketimde şunu yaptık' yerine 'bu işte şunu öğrendim' demek birikimi taşınabilir kılar; iş değiştiğinde birikim seninle gelir.

← Paylaşmaktan çekinmek: görünme korkusuİş ararken kişisel marka mı, CV mi? →